Aydın Tuna, ülkenin en başarılı iş adamlarından biridir. 
Yaşamı "kapital ve güç” üzerine kuruludur. Önemli bir hastalığa yakalandığını öğrenene kadar... 
Yakup Almelek, kurgusunda o bildik ikilemi güncel bir şekilde yeniden gündeme alıyor. “Sağlık olmadığında para ve güç ne işe yarar?” 
Yaşadıklarıyla yaşamını tekrar sorgulamaya başlayan Aydın Tuna, kendine yaşamını sil baştan kurgulamaya karar verir.

Kendini yeniden ve eski hatalarından arınmış bir şekilde var etme çabasıyla sağlık arayışını sürdürür.
O güne kadar görmediği küçük şeylerin yaşamında birden bire anlam kazanması ve geçmişe yönelik bir hesaplaşma duygusu, onu İtalya’nın Sicilya adasına sürükler. 
Burada kendisini; hiçbir servetin ve bilginin veremediği mutluluğun, sağlığın, aşkın, küçücük bir köydeki mütevazi pansiyonda beklediğini bilmeden...

Neredeyse iktidar sembolü hâline gelmiş, her şeye muktedir olduğunu zannettiği eski yaşamında kıramadığı, o anlamsız çemberi “insanca” bir yönelişle kırdığı için beklediğinin de ötesinde bir var oluşa kavuşur. İnsani değerlerin öne çıktığı oyun, bir tür içsel bir yolculuk hikayesi.